Üç mezhep imamı, Ebu Hanife, imam-ı Malik ve Ahmed b. Hanbel Hazretleri’ne göre malî güç, sağlık ve yol güvenliğine sahip hac yapacak kimsenin, erişeceği ilk hac mevsiminde hacca gitmesi gerekiyor. Böyle bir durumda, farizanın sonraki yıllara ertelenmesi günah.

3_newsdetail

Bu sandık, herkesi hacı yapıyor

Endonezya ve Malezya’da hacca gitmek isteyenler, ‘Tabung Haji’ denilen ‘hac sandığı’na üye oluyor. Vatandaşlar, mali gücüyle orantılı olarak sandığa aidat ödüyor. Ekonomik krizde bile üyelerin hacca gitmesini sağlayan bu güzel uygulamaya yakından göz atmaya ne dersiniz?

Hac, insanı ebedî âleme doğru çeken sırlı bir mıknatıs gibi. Her yıl milyonlarca insan, o semavî çağrının izini süre süre kudsî beldeyi mukaddes yapan Server-i Kâinat’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ayak izine yüz sürmek için yola düşüyor. Edâ edecekleri ibadetlerin menfezleriyle düşüncelerini solukluyor, sözlerini yeniliyorlar. Duygularının enginliğini bir kere daha gözden geçirip pekiştiriyorlar. Sonra da yepyeni bir güç, azim ve şevkle ülkelerine dönüyorlar. O kutsal mekânlarda ne kadar sıkıntı çekilse, nice zahmetlere maruz kalınsa bile yine de bir ömür boyu hatırlıyorlar hac yolculuklarını. “Ben hacda iken” diye başladıkları hac hatıralarını anlatmayı kolay bitiremiyorlar. Öyle ki onlar sayesinde ayrı ırklardan ve başka dilleri konuşan rengârenk insanları onların gözüyle tanıyoruz. Özellikle Endonezya ve Malezyalı hacıların çok disiplinli ve nerede ne yapacaklarını çok iyi bildiklerini söylemeden geçemiyorlar. Bu ülkeden Kâbe’ye gelen hacı adaylarının yaşlarının çok genç olduğunu belirtiyorlar.

Endonezya ve Malezyalıların çok genç yaşta hacca gitmelerinin en büyük sebebi hac farizasına yardımcı olmak için ‘Tabung Haji’ denilen ‘hac sandığı’ kurmaları. Hacca gitmek isteyenler bu sandığa üye oluyor ve kendilerinden ülkemizdeki emekli keseneği gibi aidat alınıyor. Bu paralar üyenin hesabında birikerek, hac parası tamamlanıyor. Hac sandığının ilk temelleri Malezya’da yapılan bir araştırma sonucu atılmış. 1950 yıllarında Malezya’da yapılan bir çalışma hacca gitmeye niyetlenen vatandaşların tasarruflarını ilkel bir şekilde korumaya çalıştıklarını ortaya koyar. Araştırmacı ve bilim adamı Prof. Dr. Raja Ungku Aziz, 1963 yılında hazırladığı hac sandığı projesini kanun tasarısı şeklinde meclise teklif ederek onaylanmasını sağlar. Uygulamaya göre hacca gitmek isteyenler, kanunla kurulan hac sandığına üye olabiliyor. Hatta isteyen çocuğunu doğduğu gün sandığa kaydedebiliyor. Her vatandaş kendi isteği ve malî gücüyle orantılı olarak sandığa aidat ödüyor. Üye olduğu tarih ve ödediği aidat durumuna göre hacca gidebileceği yıl ve tarih kendisine bildiriliyor. Fonda biriken paralar ise gıda sağlık gibi çeşitli sektörlerde değerlendiriliyor. Elde edilen kâr da hacı adaylarının hesabına helâl kazanç olarak yansıtılıyor. Endonezya’da da hac işleriyle ilgili tüm işlemler İslâm’ın temel prensiplerine uygun olarak yine hac sandığı tarafından gerçekleştiriliyor. Hac sandığı hacı adaylarına sadece paralarını biriktirmeleri hususunda yardımcı olmuyor. Burada toplanan parayla üyelere hac eğitimi veriliyor, kutsal topraklarda konaklama, yemek gibi organizasyonlar düzenleniyor. Kısaca hacca ait tüm hizmetler/giderler buradan karşılanıyor.

Endonezya ve Malezya’da kutsal yolculuk için seminerler düzenleniyor. Vatandaşlara Kâbe maketi eşliğinde eğitimler veriliyor, mukaddes topraklardaki tüm uygulamalar birebir gösteriliyor. Hacı adayları ayrıca güneş çarpması, gıda zehirlenmesi gibi konularda da bilgilendiriliyor ve ilkyardım yapmayı öğreniyorlar. Hasılı kelam, yarım asırdan beri devam eden bu düzenli uygulama sayesinde Uzakdoğu’nun genç Müslümanları zarif ve şuurlu hareketleri ile bizlere “Maşaallah” dedirtiyor.

Hac sandığı uygulaması sayesinde ülke maddî kriz ortamında dahi olsa hacca gidecekler bu durumdan çok fazla etkilenmiyor. Bunun en iyi örneğini 2001 yılında büyük bir ekonomik kriz yaşayan Endonezya’da görmek mümkün. 1997’de bütün Doğu Asya’yı etkisi altına alan ekonomik krizden sonra Endonezya, bir türlü toparlanamadı. Fakat sandık vesilesiyle para biriktirenler, hac farizasını yerine getirmeye devam etti. Hatta o yıl Endonezya’dan gelen hacı sayısı kriz öncesi dönemden daha fazla idi. 2000 yılında 180 bin olan hacı sayısı kriz döneminde 205 bine çıktı. Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi’nde daha önce görev yapan Prof. Dr. Suat Yıldırım, hac sandığı uygulamasının arzuya şayan bir uygulama olduğu kanaatinde. Yıldırım’a göre bu organizasyon hac gibi meşakkatli, yorucu, bir nevi cihad olan ibadeti mükemmel tarzda gerçekleştirmeyi sağladığı gibi genç yaşta hac farizasını yerine getirmeye de vesile oluyor.

Hac sandığı uygulamasının olumlu sonuçlarını mukaddes topraklarda Endonezya ve Malezyalılarla birlikte omuz omuza namaz kılıp tavaf eden kişiler görüyor ve ister istemez imreniyorlar. Birçoğumuz çocuğumuzun geleceği adına ona daha doğar doğmaz hesap açtırıyor, sigorta yaptırıyoruz. Peki evladımızın ve kendimizin hac ibadetini yerine getirebilmesi adına neler yapıyoruz? “İleride evlatlarımız bizi gönderir nasılsa?” diyerek çocuklarımıza güveniyoruz. Yaşlandığımızda ise geç kalıyoruz.

Zeynep Kaçmaz/Yeni Bahar Dergisi

CEVAP VER