Uşitaru Abdulhalim olmuştu… Sene 1891… Japon ailelere yardım için İstanbul’a gelmişti. Onu da gene biz Müslüman edememişiz!
Ertuğrul Firkateyni ilk!

1868 yılında Asya’da iki bağımsız ülke vardı. Bunlardan birisi Osmanlı diğeriJaponya’ydı. Her ikisi de batılı ülkelerin baskısına maruz kalmaktaydı. Bunun için her ikisi de birbirine yakınlaştı ve çeşitli ziyaretler gerçekleştirdiler. Bunlardan en önemlisi 1890 yılında içinde 600 Osmanlı askeri bulunan Sultan Abdulhamit’in gönderdiği Ertuğrul adlı gemiyle yapılan Japonya ziyaretidir. Bu gemi dönüşte henüz Japon sahillerinden yeni ayrılmışken, Osaka’ya yakın bir bölgede şiddetli bir tayfuna yakalanmış ve Sultan’ın kardeşi ve Osman Paşa da dâhil olmak üzere 550’den fazla kişişehit olmuştur.
Kurtulanlar Japon gemileri ile İstanbul’a gönderilmiş şehit olanlar ise Japonya’ya defnedilmiş ve bir de onlar için şehitlik inşa edilmiştir. Japonlar ve Türkler her beş senede bir burada anma merasimi düzenlemeye devam etmektedir.
İlk Japon Müslümanlar

Kazadan bir yılsonra Uşitaru Noda adlı genç bir Japon gazeteciJapon halkından şehit aileleri için yardım toplama işine girişmiş ve ardından 1891 yılında İstanbul’a gitmiştir.
Topladığı yardımları Osmanlı makamlarına iletmiş ve Sultan Abdulhamid’le görüşmüştür. İstanbul’da bulunduğu süre içerisinde Abdullah Gulliam isminde İngiliz asıllı bir Müslümanla tanışmış ve onun vesilesi ile Müslüman olmuştur. Daha sonra Abdulhalim Noda ismini alan bu genç ilk Japon Müslüman olarak kabul edilmektedir.
1893 yılında yine şehit ailelerine yardım getiren Yamada isimliJapon bir genç de İstanbul’da Müslüman olur ve Abdulahalil ismini alır. Bu da ikinciJapon Müslümandır. Üçüncü Japon Müslüman ise eskiden Hıristiyan olan ve ticaretle uğraşan Ahmet Ariga’dır. 1900 yılında Bombay şehrinde bir mescidi ziyaret etmiş ve etkilenerek Müslüman olmuştur. Bu zat daha sonra kendisi de bir tebliğci olmuştur.
Abdurreşid İbrahim ve Muhammed Bereketullah2

1909 yılında Rusya’dan seyyah ve davetçi Müslüman Abdureşid İbrahim Japonya’ya gelerek tebliğ çalışmalarına başlamıştır. Altı aylık ikametisırasında çiftçisinden bakanına kadar pek çok Japonla bir araya gelmiş ve onun aracılığıyla mütefekkir, gazeteci ve genç subaylardan seçkin bir grup Müslüman olmuştur. Bu seyahatinden sonra da çok kıymetli bir eser yazmıştır.
1909 ve 1912 yılları arasında Japonya’ya gelen Hindistanlı Muhammed Bereketullah da Japonya’da pek çok insanın Müslüman olmasına vesile olan bir kişidir. Çıkardığıİslam Kardeşliği adındaki dergiyle Japonya’da ilk tohumları atanlardan olmuştur.
Tokyo’da ilk camii

1930’lu yıllarda Rusya’daki komünist rejimden kaçan Müslüman Tatar göçmenleriJapon şehirlerine yerleşmişlerdir. Abdulhay Kurban Ali de bu tatarların dini liderlerinden biridir. Japonya’da Arap harfleri ile Tatarca dini kitapların basıldığı bir matbaa kurmuştur. Orada Kur’an-ı Kerim’i de tab ettirmiştir. Japon makamlarıyla ilişkilerini  kuvvetlendirmiş ve bu sayede 1938 yılında Tokyo’da ilk camiinin inşaatını gerçekleştirmiştir. Davetçi Abdurreşid İbrahim 1933 yılında tekrar Japonya’ya gelmiş Müslüman göçmenlerin sevk ve yönetimi konusunda Kurban Ali’ye yardımcı olmuştur.
60 ve 70’li yıllar
41960’lı yıllara kadar tebliğ cemaatiJaponya’da çeşitlifaaliyetlerde bulundular. 1961 yılında içlerinde
Salih Es Semerrai’nin de bulunduğu Japonya’ya İslam ülkelerinden gelen öğrenciler Müslüman Öğrenciler Derneği’ni kurdular. Bu dernek bir komisyon kurarak birtakım faaliyetlerde bulunmuştur: Ömer Mita’nın kaleme aldığıİslam ile ilgili makaleler kaleme alındı. Mevdudi’nin İslam Nedir adlı kitabı tercüme edilerek basıldı. Japonya’da İslam’ın Sesi gazetesine destek olundu. Japon gençlerin eğitim için El Ezher’e gitmesi sağlandı. Tebliğ cemaatinin faaliyetlerisekteye uğrayınca onların yerine davet toplantıları düzenlendi. Prof. Abdulkerim Sayto İslam dünyası ile
tanıştırıldı. Bu faaliyetleri kardeş Kuveyt ciddi maddi yardımlarla desteklemiştir.
1970 yılında Kral FaysalJaponya’yı ziyaret etti. Müslüman Öğrenciler DerneğiBaşkanı Dr Abdulbasıt Es Sıbai ile de görüştü. Sıbai, kraldan o sırada Riyad’da profesör olan Es Semerrai’yi tebliğ faaliyetleri için Japon’ya göndermesini istedi. Kral 1973’te bu isteğini kabul etti diğer beş kişi ile beraber İslam’ı yaymaları için japonya’ya gönderdi. Merhum Kral merhum Ömer Mita’nın yapmış olduğu ilk Japonca Kur’an mealinin basımının takipçisi oldu. Ne zaman yeni bir baskıya ihtiyaç duyulsa finansman yolladı.

Yeni Tokyo Camii3

1986 yılında Tokyo Camii yeni bir camii inşa etmek amacıyla Müslümanların gözyaşları eşliğinde yıkılmıştır. Kardeş Türklerin de katkılarıyla 2000 yılında Osmanlı tarzında büyük bir
camii inşa edilmiştir. Bu camiinin işletme masraflarını ve imam müezzin masraflarını halen Diyanet İşleriBaşkanlığıfinansa etmektedir.
Japonya’da son durum

Japonya’da onlarca mescit ve yüzü geçkin Müslüman derneği var. Bunlar vesilesiyle çok sayıda Japon her geçen gün Müslüman olmaktadır. Şuan bir sayım yapılmamakla birlikte Japonya’da 100 bin Japon 300 bin de diğer milletlerden Müslümanın bulunduğunu tahmin ediyoruz. Fakat kesin olan Japon Müslümanların sayısının gün be gün arttığı, Japon halkının İslam’a en yakın halklardan biri olduğu ve bu dine hürmet gösterdikleri gibiİslam’ı kendi örf ve adetleriyle uyuşan bir din olarak gördükleri gerçeğidir.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki bir Japon İslam’ı araştırırken onun kendi toplumunun hayatına tatbik ettiği değerlerle zaten uyumlu olduğunu fark ediyor, akabinde daha da ilgiyle inceliyor ve Allah celle celalüh de hidayet ihsan ederse hoşuna giden bu dine kolaylıkla giriveriyor.
Japon Savaşçı Samuray’ın özellikleri

Samuray adı verilen Japon savaşçılarından Japon halkına miras kalan değerleri aktaran bir vesika dikkatimi çekti. Japonya’daki Sudan büyükelçisi ve İslam merkezi idarecilerinden Dr. Musa Muhammed Ömer, Müslüman Gençler Derneği’nin bir toplantısında yaptığı konuşmada Samuray’ın özelliklerinişöyle sıralamıştır:
– İyilikleri unutmaz.
– İçki, zina ve aşırı yemekten uzak durur.
– Ebeveynine hürmet gösterir, itaat eder ve ne yaparsa yapsınlar memnuniyetsizlik göstermez.
– Ellerini ve ayaklarınısabah akşam yıkar. Sıcak banyo yapar. Beden temizliğine ve görünümüne önem verir.
– Kendisini ilgilendirmeyen şeylerden uzak durur, o konuyla ilgili konuşmaz.
– Tasvip edilen şeylerle ve hayır işleri ile meşgul olur. Yanlışlardan ve kötü şeylerden kaçınır.
– İnsanlardan ve mahcup olmaktan korkmaz, kendinden emindir.
– Her anını bir şeyler öğrenerek ve istifade ederek, faydalışeylerle geçirmeye çalışır.
– Şerefli bir şekilde hayat sürer, paspal bir hayatı tasvip etmez. Başkalarına yük olmaz.
– Kötü karakterli insanlarla arkadaşlık etmez.
Aydın Başar haber verdi

CEVAP VER